Türkiye Yazarlar Birliği Şahitlik Bildirgesi yayınladı

Türkiye Yazarlar Birliği’nin darbe girişimini kınamak için yayınladığı Şahitlik Bildirisi Toplantısına katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “ Dedelerimiz sırtlan güzergâhına çadır kurmuş. Bu çadırları bırakacak...

Türkiye Yazarlar Birliği Şahitlik Bildirgesi yayınladı

Türkiye Yazarlar Birliği’nin darbe girişimini kınamak için yayınladığı Şahitlik Bildirisi Toplantısına katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “ Dedelerimiz sırtlan güzergâhına çadır kurmuş. Bu çadırları bırakacak...

22 Temmuz 2016 Cuma 15:15
Türkiye Yazarlar Birliği Şahitlik Bildirgesi yayınladı
Türkiye Yazarlar Birliği’nin darbe girişimini kınamak için yayınladığı Şahitlik Bildirisi Toplantısına katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “ Dedelerimiz sırtlan güzergâhına çadır kurmuş. Bu çadırları bırakacak değiliz. Aslan olduğumuzu aslanların torunu olduğumuzu hatırlayacak birbirimizi sevecek ve koruyacağız.” Dedi.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi 15 Temmuz’da yaşanan darbe kalkışması zulmünü kınamak için üyelerinin imzaladığı Şahitlik Bildirisini yayınladı.

Kızlarağası Medresesinde gerçekleşen basın toplantısında AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Birlik Başkanı Mahmut Bıyıklı ve ardından üyeler Belkıs İbrahim Hakkıoğlu, Abdurrahman Şen, Rahim Er, Haluk İmamoğlu ve Hüseyin Kansu’da konuştu. Bıyıklı, “Biz bugün burada gelecekte torunlarımıza hangi safta olduğumuzu göstermek için bulunuyoruz. Ve bu yüzden bu bir kınama değil Şahitlik yani Şahit Bildirgesidir” dedi.

Bildirge şöyle;
“Bizler bu toprakların, tarihe şahitlik eden yazarları olarak aziz milletimize karşı girişilen darbeyi ve Fetöcü darbecileri lanetliyoruz. Tarihe kayıt düşmek ve şahitlik adına millet tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanımızın, millet tarafından seçilmiş Başbakanımızın yanında olduğumuzu bütün dünyaya ilan ediyoruz. Bu büyük ülkeye, Türkiye'mize karşı başlatılan işgal girişimini soylu duruşuyla püskürten aziz Türk milletini saygıyla selamlıyoruz.”

Bıyıklı, bildirgeyi okuduktan sonra bildirgeyi imzalayan yazarların tam listesini veremeyeceklerini her ne kadar bildirgeyi imzalamış olsalar da bazı yazar ve edebiyatçıların listeden silineceğini söyledi. Bu ayıklanmanın sebebinin ise bazı bildirgeyi imzalamış yazar ve edebiyatçıların halen tavır itibariyle terör örgütü yanlısı pozisyonunu sürdürme ihtimali olduğun söyledi.
Gazi milletimizi selamlıyorum diyerek konuşmasına başlayan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, konuşmasına şöyle devam etti; “15 Temmuz’da ikinci milli mücadele verildi. Bu milletin meclisi, Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Kürdü, Lazı, Çerkez’i hepsi gazi olmuştur. Bazılarımızda cenabı hakkın promosyon olarak sunduğu şehadet şerbetini içmiştir. 15 Temmuz’da yaşadığımız Siyonizm güdümlü emperyalizm savaşıdır. Bu mücadeleyi hep birlikte anlımızın akıyla vereceğiz. Çünkü bu olayların bu hoca denen sahtekârla alakası yok. Çünkü bu hoca denen kişi ancak piyondur. Karşımızda kocaman bir emperyalizm var.”

“ADALETİN TEMSİLCİSİYİZ”
İslam camiasının ve onun dışındaki yerlerde olan mazlumların da tek umudu Türkiye olduğunu vurgulayan Çamlı, “ Biz adaletin temsilcileriyiz. Bu küresel hırsızların alçakların karşısında başka duruş sergileyecek onları müdafaa edecek başka bir millet yok. Cenabı hak bunu bize nasip etmiş. Bu büyük bir sorumluluk. Dedelerimiz sırtlan güzergâhına çadır kurmuş. Bu çadırları bırakacak değiliz. Aslan olduğumuzu aslanların torunu olduğumuzu hatırlayacak birbirimizi sevecek ve koruyacağız. ” Dedi.
15 Temmuz akşamı Büyükşehir Belediyesi binasının önünde yaşadığı bir anı anlatan Bıyıklı,” Yanımda olan bir genç beni çok etkiledi. Cansiperane uğraşıyordu bu yüzden dikkatimi çekti ve sordum sen hangi dernektensin diye. Genç şöyle cevap verdi; ben hiçbir dernekte değilim hiçte olmadım kahvede okey oynuyordum fakat birileri çıkıp vatan, millet diye bağırdı. Normalde korkak biri olmama rağmen bu kelimeler beni harekete geçirdi. Birden kendimi tankın üstünde buldum.’ dedi.

“BU DARBE DEĞİL İŞGAL”
Bıyıklı’nın ardından konuşan Belkıs İbrahim Hakkıoğlu, “ Ben daha evvelki darbelere de şahit oldum. Ama böylesini görmedim. Evet diğerlerinin de yöntemleri çok kötüydü ama bu son darbe akıl almaz bir şeydi. Bu yaşadığımız bir darbe değil bir işgal girişimidir. Moral bozmamalı ama gaflete de düşmemeliyiz artık. Zira mesele artık siyaset, parti değil vatan millet bütünlüğüdür. Bu süreçleri atlattıktan sonra elbette yanlışlar tartışılır ama şuan önceliğimiz birlik olmaktır."

“BU GİRİŞİM EN VAHŞİ HAREKET”
Abdurrahman Şen, bu girişimin dünyada ve ülkemizde yaşanan en vahşi hareket olduğunu vurguladı. Şen, Belkıs İbrahim Hakkıoğlu’na katıldığını var olan gafletten kurtulmak gerektiğini ifade etti. Şen, “Muhakkak ki her şerde bir hayır vardır. Kadiri mutlakın bir planı vardır, amenna. Bizimde belki bunda sevinmemiz gereken bir şey vardır. Sokaklarda gördüğümüz tablo. Çarşaflı bir kardeşimizin kafasına taktığı ne mutlu Türküm bandı, şortlu bir kardeşimizin Recep Tayyip Erdoğan diye bağırması görmek bu birlikteliği kaynaşmayı görmek geleceğimiz için önemli. Fakat Henüz iplerini koparıp koparmadığı belli olmayanlar olduğu gibi bu işlerle bağlantısı olmayan ve bu girişimini onaylamayanların hedef gösterilmesi de uygun değildir. Bir başka önemli konuda masum vatandaşlarımızın örgütçüler tarafından örgütçü olduğu iddiasıyla töhmet altında bırakılıyor. Buna da önem göstermek gerekir. Yaşın yanında kurularında yanmasına müsaade etmeyelim” dedi.

“MİLLİ DİRENİŞ UYANMIŞTIR”
Son dört asın en büyük saldırısıyla karşı karşıyayız diyen Rahim Er, “ dini sadece La İlahe İllallah deyin yeter cümlesine indirgedi bu insanlar. Allah bu saldırılardan İslam’a yüzyıllardır bayraklık yapan milleti ve en çokta kendi dinini korudu. Bu saldırılar olurken Sultan Aziz’e, Sultan Abdülhamit’e sahip çıkılamamıştı, Menderes’e sahip çıkılamamıştı.1980’de yine aynı merkezden yönlendirilen saldırılara karşı bu milletin siyasi iradesine sahip çıkılamamıştı. Yine Erbakan’a sahip çıkılamamıştı. Ama şükürler olsun ki bugün bu ülkenin vatandaşları bu saldırıyı daha ilk andan fark ettiler ve bayrağı kapan meydanlara indi ve biz buradayız bu vatanı işgal ettirmeyiz dediler. Bu son derece büyük bir gelişmedir. Millî direniş uyanmıştır.” dedi
Bıyıklı “Kardeşlerimiz, bu yaşananlara refleks gösterirken haklı olarak Nurcular diyebiliyorlar fakat Nurcular dediğimiz insanlar bu söz konusu örgütle hiçbir zaman yolu bağdaşmamış insanlardır. Bediüzzaman Said Nursi’yi ve Nurcuları bu insanlarla birlikte değerlendiremeyiz.”

“BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ DEDİK AMA...”
Ardından sözü Nur talebesi olan Haluk İmamoğlu aldı. Halukoğlu, “Bu melun yapının ne olduğunu biz yıllardan beri anlatıyorduk. Ama yıllardır bize hep şu soruldu ‘siz onlardan değil misiniz?’ Mehmet Fırıncı abiyi hepimiz tanıyoruz, yıllardan beri biz onlardan değiliz, niye değiliz’i anlattık. Hep bu ithamla karşı karşıyaydık. Oysa bizi yakinen tanıyanlar çok iyi biliyor ki bir bağımız yok hiç olmadı. Bunu hep söyledik, sesimiz çıktı ama duyuramadık. Ve hakikaten o yapının içerisinde azınlık bir grup kaldık. Zaten bu olayın belki de ilk tespitini koyan Nur talebeleri olmuştur fakat o günün şartlarında onların şaşası altında kimseye dinletemediler. Ama bugün çok şükür Rabbim, turnosol kağıdı gibi akı karayı ayırdı. “ İmamoğlu, hıçkırıklara boğularak konuşmasına ara verdi. Ağlayarak torunlarıma anlatırken bu mücadeleyi ağlıyorum ve gurur duyuyorum dedi.

“Ben bugün 68 yaşındayım, 27 Mayıs darbesi olduğunda 11, 12 yaşındaydım. Rahmetli babam demişti ki bu tankların altına yatacak birkaç yiğit olsaydı bu kepazelik olmazdı. O gün bugündür bu benim aklımda. Ama bir gün bunu yapabileceğimi bilmiyordum. Ama rahmetli babamın bu ifadesi bu ıstırabı bugün gerçekleşti. Demek ki bu insanlarında babaları dedeleri bunun ıstırabınım çekiyormuş. Bugün böyle bir noktada bu yiğitler ortaya çıktı Allah'a şükür.”
Cihan
Son Güncelleme: 22.07.2016 15:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.