Cemaat’in Sihirleri

15 Temmuz gecesi, millet olarak maruz kaldığımız kalkışmayı tanımlamaya çoğu yerde kelimeler yetersiz kalıyor. Yüce Türk milletinin neredeyse her bir ferdi, silahsız direnmenin tarihini yeniden yazdı.

Cemaat’in Sihirleri

15 Temmuz gecesi, millet olarak maruz kaldığımız kalkışmayı tanımlamaya çoğu yerde kelimeler yetersiz kalıyor. Yüce Türk milletinin neredeyse her bir ferdi, silahsız direnmenin tarihini yeniden yazdı.

25 Temmuz 2016 Pazartesi 16:01
Cemaat’in Sihirleri

Çengelköyde ki direniş, Boğaz Köprüsünü kurtardı. Havaalanında ki direniş ise belki Şanlı bir ulusu kurtardı demek abartılı olmayacaktır.

Kardeşlerim, ülkemiz bu duruma nasıl geldi, bu kadar insanı nasıl kandırmayı başarabildiler hepimiz bu soruların ve buna benzer yüzlercesinin cevabını ararken geçtiğimiz günlerde Vatan Caddesi'nde ki direnişte bir arkadaşım anlattıklarıyla daha net anlamaya başladım.

3-4 yıl kadar bir cemaat medya gurubunda çalışmış olan bu arkadaşımın anlattıkları tüylerimizin ürpermesine ve durumun nasıl vahim bir nokta da olduğunu ortaya koyuyordu.

Geçmişde de çok yakinen tanıdığım bu arkadaşım ile, 3 Kasım 2002, 22 Temmuz 2007, 10 Haziran 2010 ve aklımıza gelebilecek her seçimde AK PARTİ’nin zaferini sokaklarda sabaha kadar beraber kutlayıp, Reisin balkon konuşmalarını sonuna kadar dinlerdik. Reise hayranlığı bu denli yüksek olan bu arkadaşımın, cemaat - hükümet geriliminden sonra çalıştığı bu medya gurubunda ve daha sonrası farkına vardığı sihirlenme teşebbüsünü anlatacağım.

Koyu bir vatan perver olan bu arkadaşım dan aynen naklediyorum.

‘Beni bilirsin, Reisle birlikte çıktığımız bu kutlu yolculukta nice badireler atlattık. Çok zor şartlarda devletimizin verdiği görevleri layıkıyla yerine getirdik. Bu esnada görevli olarak çalıştığım cemaat medya gurubunda, çeşitli mobing’e maruz kalmamıza rağmen dik duruşumuzu karakterimizle ortaya koyduk. Hükümet cemaat çatlağını bir kenara koyalım şimdi, yaşadığım şeyler bununla ilgili olsada, cemaatin insanları nasıl kendilerine bağladığını net ifadelerle, ne gördüğümü anlatacağım.

Teferruatı araştıranlar bilir, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'de 'Havas ilmi' denen bir ilim mevcuttur. Şimdi bunun detayına girmeyeceğim. Gördüklerimi, kendi yaşadıklarımı anlatıyorum şimdi çok iyi dinleyin.

Yüce Allah yeryüzünü insanlara mescit tayin etmiştir. Nerede namaz kıldığımızın, cemaat saflarında kiminle yanında durduğumuzun, Rabbi tespih etmenin, zikretmenin neresinde, nesinde behis olabilir dimi, bende bu yaklaşım ile bu medya gurubunun mescitinde namaz kılıyordum. Ama bir tuhaflık vardı, ofis katında masamda otururken sağımda ki solumda ki çalışanlar TV’de Reisi gördüklerinde çirkin iftiralar dillendirirken, deşifre olmamak için Reisi içimde savunuyordum, her söylenilene bir cevap veriyordum. Ne zaman mescite insem namaz kılıp tesbihat yapsam, Mescit çıkışda Reisin ‘Haşhaşi dediği, vatan haini dediği’ bu insanlara şefkatım artıp, bunlarda vatan evladı, okumuş, kendini geliştirmiş, basit bir hocanın arkasından gitmezler, bir bildikleri de olmalı gibi karaktersiz düşüncelere sevk oluyordum. Hatta bir kaç kez aracımda evime dönerken, Radyodan Reisi dinleyip,’Allah başımızdan eksik etmesin’ diye dua ederken, diğer bir frekans da denk geldiğim RADYO CİHAN’da ki tesbihatı sırf Allahı zikretmek için eşlik ettikten sonra, burada bir yanlışlık var, bu insanlar hain olmamalı diye içimden geçiriyordum. Bunun farkında varmam da en büyük etken, bu düşünceleri 10 dakika gibi kısa bir zamanda, karakterimi nasıl değiştirdiğini görünce anladım. Kendi kendime sorduğum soru şuydu, Senin geçmişin belli, düşünce yapın ve yetiştiriliş tarzın ortada, nasıl böyle bir karaktersizilik içinde bulunup Reisin söylediğinin aksini düşünebiliyorsun dediğimde durumu biraz anlaşmıştım.

Tevafuk olacak ya, Beykoz’da ziyaret ettiğim bir manevi büyüğüm ile konuşurken bana, Havas ilminden bahsetti, insanlara nasıl manevi bir engel koyulduğunu, biat kültürüne yönlendirildiği, akli melaikelerini nasıl geri plana atıp ‘ABİ’leri ne derse nasıl yapabileceğini anlattı. Bende yaşadığım bu bir kaç olayı anlattım. Bana okumam için verilen herhangi bir şey olup olmadığını, onların mescitlerinde namaz kılıp kılmadığımı sordu. Her hafta başı bir A4 kağıdı masama bırakılırdı, ‘Abim bunu ALLAH rızası için oku’ derlerdi. Allah biliyor ya hiç okumadım. Ama mescitlerinde çok namaz kıldığımı manevi büyüğüme söyledim. O da Tesbihatlarda muhtemelen yapılabilecek bir kaç esma değişikliği ile bi sihrin tesir altına alınmaya çalışıldığımı anlattı. Bende yaşadığım şeylerden bahsedince, bir daha orada namaz kılmamamı gerektiğini aksi halde sihrin yavaş yavaş etkisi altına alınacağımı söyledi. Bu süreçten sonra, beni bu medya gurubuna yerleştiren büyüklerim ile istişareler yaptım. Artık yeter bu kadar denildi ve bu medya gurubunda, AK Parti üyesi olduğumu, Reisi her platformda sonuna kadar savunacağımı yüksek sesle dillendirince işime son verildi ve kurtuldum.’ diye anlattı.

Görün değerli okuyucularım, Entellektüel birikime sahip olan, belirli sosyal statülere sahip olan insanların nasıl sihirlenip kendi hain planları için kullanılmaya çalışıldığını görün. Allah biliyor, Allah görüyor. Bu hainlere Rabbim fırsat vermeyecektir. Hiç şüpheniz olmasın.

Gölge Adam

Son Güncelleme: 25.07.2016 20:57
Anahtar Kelimeler:
cemaat in sihirleri
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.