En az DEAŞ kadar tehlikeli örgüt: Haşdi Şabi

Irak Parlamentosu'nun yasal statü verdiği Haşdi Şabi örgütü, Irak ordusuna paralel bir güce kavuştu. DEAŞ'e karşı kurulduğunu iddia eden örgüt zamanla bölgedeki Sünni nüfusu hedef alamaya ve geniş çaplı katliamlar gerçekleştirmeye başladı. ABD'nin Irak işgalinden bu yana varlığını sürdüren küçük çaplı birçok grubun bir araya gelmesi ile kurulan örgüt, özellikle Tikrit, Ramadiye ve Süleymani bölgesinde Sünnilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi.

En az DEAŞ kadar tehlikeli örgüt: Haşdi Şabi

Irak Parlamentosu'nun yasal statü verdiği Haşdi Şabi örgütü, Irak ordusuna paralel bir güce kavuştu. DEAŞ'e karşı kurulduğunu iddia eden örgüt zamanla bölgedeki Sünni nüfusu hedef alamaya ve geniş çaplı katliamlar gerçekleştirmeye başladı. ABD'nin Irak işgalinden bu yana varlığını sürdüren küçük çaplı birçok grubun bir araya gelmesi ile kurulan örgüt, özellikle Tikrit, Ramadiye ve Süleymani bölgesinde Sünnilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi.

28 Kasım 2016 Pazartesi 15:11
En az DEAŞ kadar tehlikeli örgüt: Haşdi Şabi
Irak'ın 'yasal' gördüğü Haşdi Şabi örgütü, Irak'ta büyük katliamlar gerçekleştiriyor. Örgütün DEAŞ'a karşı kurulduğu iddia edilse de, Şii dini mercilerin verdiği fetvalar sonrası Sünnilere karşı büyük kıyımlar gerçekleştiriyor. İran tarafından desteklenen Haşdi Şabi örgütü Maliki döneminde etkili bir konuma geldi.

Sünniler: Paralel yapı oluştu

Irak Parlamentosunun yasal statü verdiği örgüt bundan sonraki süreçte Irak güvenlik güçlerinin bir parçası olarak görülecek. Ancak hem Kürtler hem de Sünni Araplar söz konusu yasaya sert tepki gösterdi. Ira Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame el-Nuceyfi söz konusu yasanın reddedilmesi çağrısında bulunurken, parlamentodaki Sünni milletvekilleri oylamaya katılmadı. Nuceyfi açıklamasında, "Bu yasa ile devletteki güvenlik kurumlarına paralel bir yapı oluşturulmuş oldu" diyerek Haşdi Şabi'ye yasal statü verilmesine sert tepki gösterdi.

Haşdi Şabi komutanlarından Ebu Azrail, birçok Sünni bölgesinde yapılan katliamların simge ismi olarak biliniyor.

İran destekliyor

Haşdi Şabi, her ne kadar Irak'ta yasal bir statüye kavuşsa da Irak ordusundan emir almıyor ve Irak ordusuna katılmayı reddediyor. Yaklaşık 130 bin kişiden oluşan örgüt, İran'dan büyük destek görüyor. Genel Komutanlığını Hadi el-Amiri'nin yaptığı Haşdi Şabi örgütü özellikle İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'ye yakın bir çizgide. Al Jazeera Türkçe'de yer alan habere göre örgüt, İran'ın Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'nin en yakın İranlı ve Iraklı adamları tarafından eğitiliyor. Yine aynı habere göre Hadi'nin yardımcılığını yapan Ebu Mehdi El Mühendis takma adını kullanan Cemal Cafer İbrahim de uzun yıllar İran'da ikâmet eden ve Süleymani'ye yakın olan isimlerden biri. Örgüt, en büyük silah ve maddi desteği de İran'dan alıyor.

Haşdi Şabi çatısı altında yer alan örgütlerin birçoğu ABD'nin Irak işgali sonrası ortaya çıktı. Söz konusu örgütler bu dönemde ABD işgali karşısında direneceklerini açıkladı. Maliki'nin Başbakan olmasına kadar geçen sürede ABD'ye karşı direnen bu örgütler Maliki'nin Başbakanlık koltuğuna oturmasından sonra geri çekildiler. Birçok örgüt özellikle Şii kutsallarının bulunduğu Kerbela ve Necef gibi bölgelerde yapılandı. Maliki iktidarı dönemi boyunca Tahran ile yakın ilişkiler kurarken, Sünni kesimleri de dışladı. Tahran'ın etkisinde giren Maliki'nin içeride izlediği politikalar Irak'ta büyük bir otorite boşluğuna neden olurken, Şii grupların güçlenmesine neden oldu.

Ortadoğu'nun ikinci tehdidi: Haşdi Şabi

Irak Parlamentosu'nun yasal statü verdiği Haşdi Şabi örgütü, Irak ordusuna paralel bir güce kavuştu. DEAŞ'e karşı kurulduğunu iddia eden örgüt zamanla bölgedeki Sünni nüfusu hedef alamaya ve geniş çaplı katliamlar gerçekleştirmeye başladı. ABD'nin Irak işgalinden bu yana varlığını sürdüren küçük çaplı birçok grubun bir araya gelmesi ile kurulan örgüt, özellikle Tikrit, Ramadiye ve Süleymani bölgesinde Sünnilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi.

  • Sistani'nin fetvası etkili oldu
 
  • DEAŞ'ın Haziran 2014'te Musul'u ele geçirmesinden sonra Irak ordusunun kaçması üzerine bu örgütler ön plana çıkmaya başladı. Iraklı dini lider Ali al-Sistani de yayınladığı bir fetvada Şii bölgelerine doğru ilerleyen terör örgütü DEAŞ'e karşı Şiileri silahlanmaya davet etti ve Şii kutsallarının korunması emrini verdi.
 
  • Maliki de Sistani'nin fetvasını büyük bir fırsat olarak gördü ve silahlanan Şii gruplarını bir araya getireceğini açıkladı. Maliki döneminde Haşdi Şabi adı altında bir araya gelen örgüt çok sayıda farklı unsuru içinde barındırıyor. Irak ordusundan bağımsız hareket eden örgüt, benzer bir biçimde kendi içerisinde de farklı gruplara ayrılıyor. Birçok örgütün en etkin olduğu bölgeler ise Kerbela, Necef, Tikrit, Bağdat ve Basra.
Telafer tehdidi

İbadi döneminde daha da etkin hale gelen örgüt, Musul'u kurtarma operasyonunun bir parçası olmak istedi. Hem Sünni Arap ve Kürtlerin hem de Türkiye'nin tepkisi nedeniyle operasyonda yer almayacağı açıklanan örgüt, Irak ordusu ile birlikte hareket ediyor. Musul'a girmeyeceği açıklanan ve Musul'un dışında Irak ordusuna destek veren Haşdi Şabi örgütünün ana hedefi ise 100 binin üzerinde Türkmen'in yaşadığı Telafer. Telafer'deki havalimanına konuşlanan örgüt, kente girmeye çalışıyor. Ancak hem bölge halkı hem de Sünniler Haşdi Şabi'nin bölgede geniş çaplı bir katliam gerçekleştirmesinden endişe ediyor.

Türkiye, Haşdi Şabi'nin Musul'a ve Telafer'e girmesi halinde tepkisinin sert olacağı konusunda Irak'ı uyarırken, Sünnilerde Haşdi Şabi'nin bölgedeki etkisinden endişeleniyor. DEAŞ ile mücadele edeceğini açıklamasına rağmen girdiği bölgelerde Sünni sivilleri hedef alması da bu kaygıları derinleştiriyor. Haşdi Şabi'nin yasal statüye kavuşturulması da Sünnilerden büyük tepki gördü.

Haşdi Şabi'ye koruma kalkanı olacak

Haşdi Şabi'ye yasal statü verilmesinin altında yatan sebepler ise Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Yasal statünün altında yatan en önemli nedenin örgüte yasallık kazandırarak koruma altına almak olduğu ifade ediliyor. Nitekim Sünni güçler ve Türkiye Haşdi Şabi'nin bölgede gerçekleştireceği olası bir katliamın karşısında Irak'ı uyarmış ve gerekli tedbirleri alacaklarını duyurmuştu. Türkiye, bölgede güvenli bölge başta olmak üzere birçok seçeneği düşünüyor. Bu durum benzer şekilde olası bir göç dalgasına karşı da bir önlem olarak görülüyor. Bu noktada Haşdi Şabi örgütünün yasal statüye kavuşturulması örgütün saldırılarını 'meşru' kılacağı gibi örgütü Irak güvenlik güçleri kılıfına sokuyor. Bu da olası karşı eylemleri de etkileyecektir.

Bir diğer önemli neden ise bağımsız hareket eden ve İran'a yakın olan örgütün Irak güvenlik güçlerinin denetimine alınmasını sağlamak. Ancak İran'ın etkisinde bulunan örgütün denetim altına alınması İran'ın bölgedeki etkisi göz önüne alındığında mümkün görünmüyor.

YENİ ŞAFAK
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.